| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

Yazılar

Aşkıma Mektup

Bizimkisi bir aşk
Leyla ve mecnun misali
yokluğun ızdırap hançeri
Tıpkı leylada olduğu gibi
sen yanımdayken susuyorum sadece susuyorum
sen yokken zalimce delice kızıyorum
kime mi kızıyorum sevgilim
bende bilmiyorum
sana mı kızsam konuşmuyorsun diye
yoksa kendimemi kızsam aşkım diyemedim diye
yoksa sana git dediğimde gidişine mi kızsam
bende bilmiyorum sevgilim
Bir kerecik eline dokunsam bir kerecik sevgilim diyebilsem yüzüne
ama bunu ne sen nede ben yapabildik
ikimizde hem utangaç hem çekingendik
ama sen korkuyordun evet korkuyordun
bense utanıyordum
sen beni kaybetmekten korkarken
bense bıkacağından korkuyordum
unutacağımı soğuyacağımı söylersin
sen çok mu seveceksin
şu halimi bir görsen ne unutacağımı ne soğuyacağımı beklersin
beni mutlu edemediğini söylerken ne kadar mutsuz olduğumu bilemezsin
sen yabancı değil içimdeki kandın candın ama bunu bilemezdin ki
senden utandım ama bilemedin
nerden bilcektin kanım canım olduğunu
seni düşünmek hayatımı zehir etmekse
sen beni en baştan zehirledin hayatım en başta zehir oldu
ama zehir öyle bir zehir ki keşke sende tadabilseydin
diyeceklerim bu kadar sevgilim bu kadar
son sözüm seni çok seviyorum

#[...Sevdamın Hüzün Dili...]#

Sensizliğin denizinde yürüyorum çıplak ayaklarımla. Simsiyah bir haykırış akıyor gözlerimden, ellerim anılarımda… Mavi bir gül aşkı anlatıyor semalarımda. Ne yapmaktasın şimdi, hangi sevda yollarını adımlamaktasın bilmiyorum. Başlıyor yokluğun infazları, kan damlıyor gözlerimden. Sen git… Ben kalmak istiyorum gecelere sığmayan sevdamla.

Düş bahçemizde bir ömürdü geceler oysa, karanlığın içindeki Ay’dı gül yüzüm. Yalnız geceleri görünür, günü sevmez karanlığım, güneşe yakışmaz tenim. Düşünüyorum da bendeki bu karanlığın bir adı olmalı, ya da bu dünyanın bir anlamı olmalı. Kanadım kolum kırık… Dudağımda bir çığlık, affet ağlıyorum, affet… İstemesem de susuyorum, kızma… Ölüyorum sensiz, gitme. İtme beni karanlıklara… Dertlere sarma yorgun yüreğimi…

Kapı önünde boynu bükük bir sevdalıyım işte. Eşkıya ayrılıklarla kesilir düşlerimin yolları… Zamansızlık kalır içimde, oysa delice yaşamak vardı tüm renklerde. Güneşin ellerinden tutup, yanılgılara vurmak özlemi.

Ey yar, vedanın rengini söyle bana.

Tek başına yanmalarım yetmedi mi daha, saatler vuslatı vurmadı mı anlat. Rüzgarıma kapatma pencerelerini, alışma bensiz sabahlara. Yeniden doğmayı öğret bana, belki’siz, keşke’siz cümleler sarfet.

Acılı göz yaşlarımın çığlıkları yankılanır gecemin duvarlarında. Sustuğum kadar sevdim seni, ateşli avuçlarımla bilesin. Hükümsüzüm şimdi… Hüzünlere demir atarken yüreğim, umutlar martı olur uçar ellerimden. Ufuklara bakıp boşa beklerken gözlerim, canıma kasteder aramıza serilen fırtına. Sığınmak isterim sana, kıyamam… Olmayacak duaları bırakır dilim, kalamam…

Ey yüreğim, duy sesimi…

Soğuk kayalıklardan engin denizlere bırak kendini. Geceler güne dönerken elini belime koy hadi, son kez dans edelim. Sevdanın görüş günleri olsa da yüreğime yasak. Mevsimsiz saçlarıma dokun, sonbahar gibi uzak. Ayazda kaldım nedensiz. Siyah gibi ümitsizim. Söyle neden sana varan her yollar hep uzak. Gecenin gölgelerinde üzgünüm, hüzünden öteyim ağlamaktan küflü duvar diplerinde.

Ey sevda,

Mavi bir ay doğdu geceme, bak. Kırmızı elbisesiyle geldi aşk, uzandı çimenlere. Sarı tüllerin ardında kaldı umutlar… Her dokunuş beyaz, alevlerin içinde. En çok saçlarımı severken koynumdaki kırmızı güller, gözlerimde ıslanır mor menekşeler. Gün batımları acıtır içimi, yenilirim gitmelere yürekten. Düşerim bir mavi gök tutmaz ellerimden. Kanatları kırılır yüreğimin, bir kalemin ucunda şimdi ümitlerim.

Yalnızlık denen karanlık mahzende üşürken ellerim
SEVDAMIN HÜZÜN DİLİ'yle sana seslenirim. Göz bebeklerimde nefesinin göğsündeki iniş çıkışları, ellerimde kalp atışın…

Sen uyu sevgili,

Masal olan yapraklarımla; tatlı düşlerdeyken sen, kelebek kanatlarımla gelir, gül kokumu başucuna bırakır, ben yine üzerini örterim.

Tabir-i caizse bitti işte ! !






..Bitti işte..
Biliyordum böyle olacağını. Bile bile denemiştim zaten. Yapamıyacaktım ben. Boşa geçen zaman..Boşa geçen umutlar..Boşa verilen sözler..
Hepsi benim yüzümden kuş olup uçtu sanki. Nasıl başladı anlamadan bitirmiştim. Sonu yok. Ucu bucağı yok. Anlamı yok. Bitti işte.......

Artık ne söylense nafile. . Bir daha denemez olsaydım keşke..Keşke diye diye bi hal oldum nedense. Pişman değilim yinede.. "Seviyordum." öyle sanmıştım belkide.. Herşey yalanmış meğerse.. Sevmek yalan..Özlemek yalan..Gözler yalan..Hayat yalan... Bitti işte....

Ucuz kurtuldum belkide. Bağlanmdan bitirmek en iyisiydi, hem senin hemde benim için. . Belli etmemeye çalışıyordum ama içten içe ağlıyordum sanki.. Yok!Olamaz. Bu sen olamazsın! diyordu içimden biri.. Artık ne yaptığımı bile bilmiyordum. Anlamsızca sadece susuyordum. Herzaman yağtığım gibi yani.. Alışkın beden,alışkın yürek,alışkın sözler.. Kalemimde hazır zaten böyle şeyler yazmaya.. Hemen eli gider, ben istemesem de. . .
Neyse..Ötesi yok.Bitti işte......

Bakışlarını gördükçe hançer saplanıyor sanki yüreğime.. Neden yağtığımı bilmeden,anlamadan, başlamıştım bikeresinde.. Baştan belliydim zaten. Anlaşılıyordu halimden.. Bi sen anlamamıştın beni..Bi gözlerin anlamamıştı.. Onlar anlasa, bukadar zor olmayacaktı !

"Git" demek zordu. "Bitti" demek en zoru..
Ama demiştim en sonunda.. Söylerken gözlerine bakmak istemedim. Hatta bundan sonra hiç bakamadım. Çiçeklerim soldu gene. Saldı yaprakları.. Damlalar düşmeye başladı. . .

Uzatmaya gerek yoktu zaten. Ya sen,ya ben bi şekilde sonuna getirecektik. Belki kısaydı bizimkisi.. Farklı olucak derken, bambaşka olup çıkmıştı sanki.. Pişmanlık hissetmiyorum,hissetmem de! Tabir-i caizse bitti işte ! !

Büyüme Sakın Küçük Kız...!

Küçücük kağıtlardan, renkli kalemlerden, bir tebessümden, daha dün açmış bir kır çiçeğinden mutlu olmayı başardın; ama hayatı ciddiye almamayı başaramadın.



Kendin gibi yaşamayı başarabileceğin bir şato yarattın içinde, ancak sızmaları engellemeyi başaramadın yine de. Kendi şatonun mutsuzluk kulelerinde intiharı deneyip durdun be küçük kız.


Adını koyamadığın mutluluğa giden yollarda kayboldun. Hayat denen balta girmemiş ormanın karanlık labirentlerinde bulamadın kendini. Yalancı rüzgarlar konuk oldu dallarına daha çok. Çocuk oldun üzdüler, büyüdün kaldıramayacağın kadar ağır sorumluluklar yükledin kendine, hata yaptığındaysa affetmediler seni.


Boşverdin kendine biraz da, büyük hayallerin peşinde harcadın bir daha geri gelmeyecek anları. Hiçbir zaman geri gelmeyecek olanı, insanların seni anlamasını beklerken, muhtşem bir hata daha yaptın ve kırıldın, üzüldün, ağladın. Severken yürekli sevdin. Ancak ak kağıt üstünden kayıp gitti yazdığın aşk şiirlerin ne yazık ki. Yanlış, korkak yüreklerde yer aradın sevgine.


Uzun sürerdi yolculukların ve dönüşlerinde her dem taze olurdu insan sıcaklıkları ile yoğrulmuş küçük öykülerin. Seni sen olduğu için seven ne kadar da az insan varmış çevrende. Belki de nedeni buydu, dostlarının sayısının bir elin parmaklarını bile geçmeyişi.


Kitap okumayan, şiir sevmeyen, sokaklarında kimsesiz kedilere tekme atan insanların yaşadığı bir ülkede, şiir gibi yaşamaya kalktın hayatı. Ve böyle bir ülkede, anlayamadın kafayı yememek için, insanın bir tahtasının eksik olmasının gerekliliğini. Ne kötülük tohumlarının gizini çözebildin, ne de çiçeklerin bile zehirli olabileceği geldi aklına. Uzatılan her eli sıcak sanmaktan alamadın kendini. Sahte gülüşlere yer yoktu hayatında, şaha kalkmış sevinçlerinin hemen yanında, yakıcı bir hüzün de bulunurdu duru bakışlarında. Berbat bir acemi, su katılmamış bir amatör olarak atıldın kavgalarına. Nedeni buydu belki de, yolunun düştüğü her cephede aldığın yenilgilerin.



Planı hiç yapılmamış kaçışlardı aslında küçük kız, kanayan kentlerin birinden diğerine yaptığın yolculukların. Yoksa sen de, aynı anda yağmaya kalkan şaşkın bulutlar gibi miydin sevgili küçük kız? Ne yaparsan yap;ama büyümeye kalkma sakın küçük kız. Büyürsen, şaşkın, hesapsız, acemi, özgürlüğe bile bağlanmaktan korkan bir gezginini daha kaybedecek dünya..

Defalarca karaLadım kağıtLarı senin için..

Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum. Yoksun işte. Cümlelerim bile değişti sensizliğin vurgun saatlerinde. Herşey anlamsız, herşey kapkaranlık. Seninle gülümseyen satırlarım bak şimdi yokluğunda karamsarılığa büründü "Hayatımın hiç bir karesinde sevgi olmamıştı. Sevgi zannetmiştim yalanları, umut zannetmiştim karanlıkları. Hep severken terkedildim, hep gülümserken acıya yenildim. Belki de sevilmeyi haketmedim ben. Belki de hiçbir zaman sevginin sofrasında gülüşlerimle nefes alamayacağım."
Sensizliğin vurduğu dalgaların arasında ılık nefesini bekliyorum. Telefonlarım hala sessiz, yüreğim ise sensiz. Bıraktığın yerdeyim. Çok mu senden istediklerim ? Çok mu seni uzaklarda bekleyip bir yudum nefesini beklemelerim çok mu ? Haklısın. Ben sevgiyi hiç haketmedim..Hiçbir zaman da haketmeyeceğim.
Şimdi bu yazıyı okuyupta çok karamsarsın deme bana. Sensizlikte çektiğim acıları bilemezsin. Sanma senin yokluğundan kanayan yaralarım sancı değil çektiklerim. Dört duvar yalnızlığı arasında nefes alan yüreğimin çığlıklarıdır hissediklerim. Hani senin düşlerinde gökyüzüne kanatlanmayı öğretecektin bana ? Hani gözlerimin renginden gökyüzünü " mutluluğa " boyamayı öğretecektin ? Şimdi yalnızlığa demlenmiş yokluğunla başbaşayım. Sevgiyi haketmeyen yüreğimle sesinden gelecek ılık rüzgarları bekliyorum odamda. Yokluğun kanıyor içimde, yetimliğin ağlıyor gözbebeklerimde....
Birkaç gün sonra doğum günüm. Haklısın dünyanın en mutlu insanı benim. Yanılıyorsun, dört duvar yalnızlığında üşüyorum. Artık dışarıya bile çıkmıyorum. Herşey seni hatırlatıyor. Dört duvar yalnızlığında yokluğunu soluyorum. Çok mu istediklerim senden ? Çok mu sana dair beklentilerim....?
Düşlerinde ellerini tutmaktan öte ne istedim senden. Karanlıklarıma bir avuç güneşinle gelmeni, gecenin avuçlarında uyumaktansa avuç içlerinin arasına kıvrılıp bir cocuk gibi senin yanında gülümsemeyi istedim hep. Gelmeyeceğini bile bile bir yudum sevgini diledim. Çok mu istediklerim ? Artık kelimeler anlamsız, çaresizliğim ise yapayalnız. Şimdi beni bıraktığın yerde hala seni bekliyorum. Çok şey istemiyorum senden. Yüreğime yüreğinle dokunmak, ılık nefesinden düşüp gülüşlerinden avuçlarına yuvarlanmak..Sadece gözlerinde demlenmiş umutları sesinden duymak, kirpiklerinde ıslanmış gözyaşlarınla kanayan yokluğunu yıkamak. Söyle hadi senden istediklerim çok mu sevgili ?
Senden hiçbir zaman yollarıma serilecek bir ömür istemedim. Ya da duygularıma sunulacak bir beden dilemedim senden. Asla senin yüreğinde bir yudum sevgi damlası istedim. Dilinde ıslanan bir kelime, iki dudağından havaya kanatlanmış bir nefes olmayı diledim ben. Biliyorum hiçbir zaman ellerimiz birbirini tutmayacak. Yüreklerimiz hep hasretin avuçlarında " imkansızlığı " yaşayacak. Lakin karanlıkların içindeyim. Ne olur nefesinden bir yudum " hayat "yolla. Seni soluyayım havayı solur gibi. Zifiri gecenin içinde kaybolmak üzereyim. Yokluğun kanarken ne olur bir avuç güneşinle karanlıklarıma gel. Karanlıkların içinde sonbaharda solan bir yaprak gibi düşmek istemiyorum kuru toprağa. Anla sevgili; gözlerinde saklı aydınlığına ihtiyacım var benim..
Eğer gelmeyeceksen sevgili ; bırak tövbeleri yarım kalmış günahlarını ser bedenime. Sevgiyi haketmeyen kalbim bari bir işe yarayıp küllerimden yalnızlık gülleri yeşersin yalnızlığın gölgelerinde. Bir yudum sevginle düşlerime gelmeyeceksen; bırak ta sensizliğin içinde avuç içlerinden kanatlanayım sonsuzluğun satırlarına. Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen; bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinde akan son damla olup toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine; nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine soluyayım..
" Karanlıklarıma yokluğunun hançerinin düşmesine izin verme; gözlerinde saklı bir avuç güneşle gel yalnızlığın gölgelerine..
"

x[.....gizLi ѕєνDαм.....]x

Defalarca karaLadım kağıtLarı senin için..
yazamadım içimdekiLeri..
hepsi düğümLendi boğazımda, senLe doLdum senLe biriktim ama geLmedi kaLemimin ucuna, döküLmedi satırlara sen kokan cümLeLer..
içime öyLe hapsetmişim ki seni dışarı çıkaramıyorum..
kıyamıyorum..
korkuyorum sana zarar vermeLerinden..

yüreğimde gömüLü kaLmışın..
en derinde..
herkesten, hatta kendimden biLe gizLediğimsin..

en kuytuLarımda dokunmadan uzaktan sevdiğimsin..
bakmaya doyamadıgım,incitemediğimsin..

sensin..
geçmişim.. geLeceğim.. hasretimsin..

kim oLduğunu biLmeden bekLediğimsin..

yarınımsın..
yârimsin..

en gizLim, en özeLimsin..

..en büyük sevdamsın..

Farkında Değil Kimse Seni Ne Kadar Çok Sevdiğimin

Farkında Değil Kimse Seni Ne Kadar Çok Sevdiğimin
Sanma ki bittiğini söyledin diye yazıyorum…

Ben seni kalbime hergün, yaşarken yazıyorum.


Dünya şahidim olsun ki seni unutmak istemiyorum.

Yitik Sevgilinin ardından şarkılar ile ağlamak istemiyorum.

Tuhaftır belki ama sancı çeksem de hergün seni den doğurmak istiyorum.

Ben galiba her gün sana gebe kalıyorum.

O yüzden anne yüreğimle üzerini örtüyor,

İlacını alıp almadığını merak ediyorum.

Özledim seni diyorken,

Yazdığım şiirleri okumamak için direniyorken,

Ve kapatıyorken kapıları yüzüme

Ben senden daha çok ağlıyorum.

Kimse bilmiyor seni ne kadar çok sevdiğimi,

Bilmesin de zaten.

Sen bil yeter.

Kafi gelir bu bana.

Bu akşam senin için içeceğim.

Su kadar saf, kutsal bir sevgiyi kaybedecek kadar bilincimi kaybetmedim henüz.

Aklım başımda, ne yapacağımdan emin takipçinim senin.

Gurur ile söylüyorum ki…

Sevgilinim Senin.

Hala…

Ayrılık belki bir başka bahara…

Bir Kızın Askerdeki Sevgilisine Olan Mektubu

askerime
şimdi uzaktasın ama biliyorum birgün döneceksin geleceksin tekrar tutacaksın elerimi herkese inat gezeceğiz bu sokaklarda tekrar dokunacak tenin tenime zor bu ayrılık bir gün sana tekrar kavuşacağımı bilmesem inan inan çekemezdim bu hasreti son verirdim hayatıma
çünkü sensiz yaşamam imkansız artık seni çok sewiyorum bitanem bunu bütün dünyaya haykırmak istiyorum artık yanına gelmek seninle olmak seninle yaşlanmak istiyorum ve seninle ölmek istiyorum bitanem okadar çok şeye ğöğüs gerdikki seninle artık ağlamak değil hasret çekmek değil mutlu olmak istiyorum seninle işte askerim sana bunlar seni hayatımdaki herşeyden çok sewiyorum bitanem

Yoksun Yâr...

Güneş koşuyor katran sızmış gecemden aydınlığın ellerine yine
Uykularım acıyor yalnızlığın deminde ,sana ermeyen bir güne tahammülsüzce
Gidişlerin kanıyor dizlerimde
Islanmış yağmurların mateminde bir sensizlik üşüyor içimde
Sana akıyor kaldırımlardaki gölgeler
Dilime nakış bıraktığın türküler dilimde sızlanıyor
Seni soruyor uzağına düştüğün yüzler bana
Seni soluyor vaktin akrebi yelkovanı
Vakit hep aynı gidişte duruyor

Hicranına sağır özlemler astığım kolye sıkıyor boğazımı
Daralıyorum esen rüzgarın nefesinde
Yüzümü yıkıyor ismine uğurlanan sözlerin dilemması. . .

Calıntı yarınlarımda yaşamak sensiz her anı öyle zor ki
Geçmişin izlerini yıkıyorum saçlarıma
Gözlerimde çınlatıyorum bakışlarının busesini
Düşlerimin ahmaklığına yatırıyorum uyku kaçmış yorgunluğumu
Gözlerim gözlerinde geceyi sevmişti
Gözlerin sevdaydı,gözlerin mukaddes umutlar sızdırırdı göz bebeklerime

Yüzünden alınmış çizgilerle rüyalar dizerdim gecelerime
Saçlarının tellerinde gezinirdi asude bakışlarım
Ne çok sinmişsin içime
Her zerrem sana boyanalı suretimde seni görüyor alem
Ben beni sana bırakalı
Ömrüm sana uzuyor ölüm sessizliğinde
Sadece bildiğim ses hatrına, sen aşkına konuşuyor dilim
Sadece sana yazılıyor ellerimin tümcesi
Bıkmıyorum yokluğuna inat,sana söylüyor çiçeklerini mevsimim. . .

Tüm sessizlikler ecel makamını çalıyor acımasızca
Bir kurşun kadar ağır yüreğimi dili kördüğüm sokakların kimsesizliğinde yürütüyorum
Ayaklarına taş misali yalnızlıklar takılıyor
Yol yordam bilmeyen, bastona vurgun kırık bellerin yaşı geçmişliğine seriyorum ömrümü
Yaş bilmem kaç,yolun bitimi
Yoksun yine bulunmama ihtimallerinin aranışında
Acı mayasıyla yoğrulmuş yollarda yoksun
Vuslat küsmüş bana
Arkasını dönmüş gidiyor ışıkların parıltısı
Heybeme tıktığım gülüşlerim kaybolmuş
Kitapların arasında kuruttuğum güllerin rengi solmuş
Ucu yanmış mektupların is kokusunda yitirmişim sözlerin şahanesini
Uzun otobüs yolculuklarına terk etmişim biçareliğimi. . .



Yoksun yar

Gelsen bir bayram avazıyla
Hüzünle beslenen kuşu özgürlüğümüze salıversek
Gözlerime doldurduğun sen büyüse,çağlasa öylece
Mevsim hep sen olsa,sen koksa gelincikler
Menekşeler rengini sana boyasa


Yoksun yar

Gelsen biz olsak sevdaları kıskandıran bizliğimizle
Tüm coğrafyaların üstünde gezinsek aşk gibi
Boran mevsimleri yıkıp sadece güneşe sarılsa yüzlerimiz
Ellerin ellerimin gizinde gezinse


Yoksun yar


Gelsen de bitse bu yalan dünya sürgünüm
Ayağımıza sürsek atlası alabildiğince aşk saklasak her bir ücraya
Sonra bilinmedik zamanlarda içimizdeki çocukları koştursak al bayraklarla
Sadece birbirimize konuşsak
Ya da sussak öyle derin
Sussak bakışlarımızda konuşan harflerin güleçliğinde


Yoksun yar

Gelsen de bitse bu tükeniş
Gurura paçavra ettiğim serzenişim dinse
Gelsen de ömrüm ömrüne eklense
Gelsen de en ebruli renklerle sürülsem gözlerine
Gelsen de
Alıp seni gelsen de
Alınlarımızda yazgı olsak hiç silinmemecesine

Gel yar
Gel de tüketme, tükettirme. . .

x...Dilime Dolanmış Adınla Başlıyorum...x

"Dilime dolanmış Adınla başlıyorum sonu gelmez satırların en başına.."

Sana dair harflerim, kalemimden akan mürekkebe bulaştı yine ..
Silinmez bir daha ak sayfanın silüetinden..
Yazdığım her bir satır, keşkelerin dudağıma hapsolduğu buruk bir tebessüm suratıma çarpıyor senden yansıyanlarla..

Acıtıyor canımı, sızısı yakıyor genzimi, ağlamaklı oluyor gözlerim,yaşlar inat ediyor yanaklarımdan süzülmek için..

İlk defa pişmanlık duyuyorum oysaki..
Ve ilk defa kelimelerimin peşinden kalemimi isteyerek koşturuyorum..

-"Belki bir anda, bir virgülde veya ucu açık kalmış cümlemin sonundaki üç noktada seni yakalar umuduyla.."

İkimiz için yazılmış senaryoda iki acemi aşığın üstlendiği rolün altında ezildik..
Yanlış zamanlarda, yanlış yerlerde repliklerimiz ezberimizi bozdu..
Rolümüzü yanlış oynadık..
Perde acımasızca kapandı yüzümüze, bir daha açılmamak üzere..
Üzerimize yıkılan dekorun altında kaldık..
Harap oldu duygular,ezildi umutlar, kırıldı can..
Ve can kırıkları batmaya başladı en can alıcı yerlere..

Kanıyor..
Kanatıyor..
Kan ağlıyor...


"Bir zamanlar Canımın attığı "sen",canımı yakıyor artık.."
Ya yakmalı senin için biriktirdiğim tüm harflerimi..
Ya da yazmalı...
Kalemimle beraber bitene kadar "seni"..


[ç]alıntı
.