| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

Yazılar

İki Dudak Arası Uçurum

Yetim bir sevdanın yükünü heybeme bırakma,bu yükü omuzlarım kaldıramaz dedim,dinletemedim.Gidersen canım çok yanar,sevmelere küserim,senden değil kendimden geçerim diyen de,benden başkası değildi.Haklı çıktığım için üzgün,beni haklı çıkardığın için öfkeliyim.Ne mi oldu?






Canım yandı



Sevmelere küstüm



Kendimden geçtim



Senden asla



Kimse zorlamadı,seni sevmeyi ben istedim.Sonuçları ne olursa olsun yaşadıklarımı inkar edemedim.Çok yazdım,çok çabaladım seni sığdıracak ne bir cümle ne bir söz buldum.Aklıma her geldiğinde,yüreğim coştu, bazen kırgınlık bazen özlem bazen de aşk gibi kağıda damladın durdun. Anlatmalarımın ardı arkası kesilmedi,anlatılamayacak olanı anlatmak çabasıydı içimdeki hırs.Ne bir savaştı ne de bir kavga,benimkisi yarım kalmışlığına isyan eden bir aşkın dile gelişiydi.



Yaşadıklarımın anlatılacak bir yanı yok



İki dudağımın arası derin bir uçurum



Ne zaman anlamlı bir cümle kurmak istesem



Sözlerim boşluğa düşer,tıpkı düşlerim gibi



Dikiş tutmayacak bir yaranın ipliğiydim



Erken koptum,kanadım



Seni sevdiğimde küçük bir çocuktum,ki hala küçüğüm.Ben büyüdüğümün farkındayım da,yıllar 19 yaşı gösteriyor ondan mıdır bilmem etrafımdakiler beni hala çocuk sanıyor.Abarttığımı söyleyenler oluyor kimi zaman.Dünya dönüyormuş,hayat devam ediyormuş.Gidenler gidermiş kalanlar yeni sevdalarda çiçek olup açarmış.Ne kolay söylemesi diyor içimden bir ses.Ve yüreğim bir fısıltı bırakıyor kulaklarıma “ Dünya dursa o dönse olmaz mıydı sanki ”



Aşk üzerine yazılmış romanlar,ya ayrılıkları anlatır ya da sayfalara dar gelen büyük sevdaları.Sonunda üç noktanın esaretine uğramışsa aşk,bil ki o aşk aşktan sayılmaz.Öncesinde ya bir virgül tarafından yaralanmıştır ya da bir parentez içinde hücreye kapatılmıştır.Ne giden önemlidir,ne kalan.



Giden sen oldun bu romanda,kalan ise ben.İkimizin de bir değeri yok gördüğün gibi.Kalbi kırılanlar ile kalp kıranlar arasında geçen bir mücadele bu.Kalbi kırıklar hep haklıdır,kalp kıranlar hem haksız hem günahkardır.Vebalini sana yükledim bu aşkın,kaçsan da kurtulmak istesen de ömür boyu kara bir leke gibi taşımaya mecbursun bu günahı.


Bir hoşça kal lafından mahrum bıraktın,bana en çok bu dokunuyor


Ne kadar kızsam da,söylensem de,yüreğim sana dair kelimelerde huzur buluyor


Keşke Elveda deseydin giderken,inan aklım sende kalmazdı bu kadar...

susuyorsam sebebi vaR.!

Kimi Durumlarda Kapatmak Gerekir Gözleri..
Daha Çok Görebilmek İçin...
Ya Da Gitmek Gerekir..
Geri Dönebilmek İçin...

Susmak Gerekir Bazen..
Konusabilmek İçin...
Ve Kızdırmalıdır..
Belki De Daha Çok Sevebilmek İçin...
Kulaklari Kapatmalıdır..
Hep Duyabilmek İçin...

Diyorum Ki Uyumak Gerekir..
Uyanabilmek İçin...
Ölmek Gerekir..
Yeniden Doğabilmek İçin...

''Kaybetmek Gerekir Bazen..''
Bulabilmek İçin...
Bulunca......
''Ölümüne Sevebilmek İçin.......''

seni seviyorumm demeyi öğrenebilirmiyim


'yi sonsuzluktan almıştım.
E
'yi erdemden...
N
'yi naz ödünç vermişti,
İ
, içimden geldiği gibi, öylece yerleşivermişti yüreğime...
Bense bekliyorum.
Şaşkınım çünkü. Ne yapacağımı bilmeden öylece, yerime mıhlanmış,
duruyorum. Kımıldamıyorum, kımıldamayı düşünmüyorum bile; dedim ya
bekliyorum diye.

Bilmediğim bir yerlerde bir tılsım gizli besbelli; o yok olmasın diye
bu ürkek, korkak, tereddütlü halim, sonu gelmeyen beklemelerim.

Aslında böyle olmamalı. Ellerim bu kadar acemi, sesim bu kadar titrek, gözlerim bu kadar kaçak; olmamalı.
Yüreğim hepsinden öndeyken böyle, söze can veren sesim, susmamalı.
Böyle karmakarışık, cılız hatta yorgun hissetmemeliyim.
Biliyordum, derin bir solukla bir defada söylemeliyim.

S
'yi sabırdan almıştım.
E
'yi evrenden.
V
'yi vefa, vedadan önce davranıp vermişti.
İ
'yi ihanet sıkıştırmıştı araya.
Y
, yalnızlığın içinden hüzünle sıyrılıp yer bulmuştu yamacımda.
O
, ozanların dağarcığından uçup gelmişti erken bir sabah.
R
'yi karşımda görünce çoktan razı olmuştum.
U
, unutmanın sihrini mi sunmuştu ben böyle şaşkınken; bilmiyorum.
M
'yi mutluluktan aşırmıştım, gülümseyerek.

Öyleyse...
Şimdi tam zamanı değil mi?
Her şey bu kadar içimde, bu kadar hazırken, eksik olan ne?
Nedir beni tutan?
Korku mu?
Acemiliğim, utancım böyle kaçak dövüşmem; neden?
Zayıf mı hissedeceğim kendimi?
Ayıplanacak mıyım?
Garipsenecek miyim yoksa?
Anlaşılmayacak mıyım?
Duymak istemediğim sözler yüzünden kalbim mi kırılacak; yok mu sayılacağım?
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak mı?
Ah, böyle olmamalı.
Öyleyse, öyleyse, sahi öğrenebilir miyim?
Sevgimi söyleyebilmeyi, öğrenebilir miyim?
O dünyanın en güzel cümlesini, gün içinde,
bir anda, çok derinlerden geldiğinde kendimde tutmayıp, bir defada...
Söyleyebilir miyim?

SABRETMEK

Daha yaşının küçük olmasına rağmen kendinden bir yaş küçük bir çocuğa aşık olmuştu.Onu o kadar çok seviyorduki onun yanından biran bile ayrılmak istemiyordu,artık onunla samimi bir arkadaşlık kurmuş ve onun ilgisini çekmeye başlamıştı.Onu sevdiğini sadece bir arkadaşı biliyordu ve çocuğun kimi sevdiğini öğrenmeye çalışıyordu.Günlerden bir gün en samimi arkadaşını sevdiğini öğrenince adeta dünyası başına yıkılmıştı.Biraz sonra sevdiği ile karşılaşan Zehra neye uğradığını şaşırmış ve arkadaşını sevdiğini bildiğini söylemişti,bunun üzerine Kerem senindebeni sevdiğini biliyorum demesiyle birlikte iyice korkan zehra o gün hiç dışarıya çıkammıştı.Kerem'i gördüğü ilk fırsatta ona sen duyduklarına inanma madem sevdiğin var onunla mutlu ol diyecekti.Ama bunu hiç söylemek istemiyordu.Onun için en büyük acı bu olmalıydı.Sevdiğinin sevdiği kişi Zehranın en samimi arkadaşı olmasıydı.Bunun üzerine kerem'in zehra'dan hoşlandığı zehraya söylenmişti.bunu duyan zehra adeta havalara uçuyordu.bir zaman sonra bunlar çıkmaya başlarmışlardı bir anda keremin zehradan nefret etdiğini duymuş ve kerem arkasına bile bakmadan zehrayı terk etmişti zehradan sonra bir başkası ile çıktığını düşünen zehra artık ondan nefret ettiğini sanıyordu ama aslında o hala keremi seviyordu.aradan uzun yıllar geçtikten sonra kerem yaptıklarından pişman olduğ için zehradan özür dilemişti zehra zorda olsa keremi affetmiş ve kerem utançla zehrayı sevdiğini söylemişti ve bunun üzerine zehra çok sevinmiş ama hiç olmamıştı ve sonunda kerem ile zehra evlenmişti(sabredin arkadaşlar)

KANLI ÇİFTLİK

Behram Bey, odanın içinde heyecan içinde

Oprt. Dr. Kaan'ın getireceği haberi bekliyordu.

Gidip geliyordu ,eli arkasında. Odaya bir hemşire

girdi, "hemşire hanım, Kaan Bey, ne zaman ame-

liyathaneden çıkar !" dedi..Hemşire, "bugün ancak

öğleden sonra gelebilir odasına, işiniz varsa görün

yoksa oturup bekleyin !" dedi..Odanın kapısı açıktı.

Bir koltuğa oturdu, masanın üstünde duran tıp

dergilerini karıştırmaya başladı. İlaç reklamları,

doktorların yazdığı makaleler, ve İngilizce bazı tıp

dergileri vardı. AIDS den nasıl korunalım diyen

duvarda çerçeveli yazı dikkatini çektmişti ,okuma -

ya başladı, sonra sıkıldı, pencereyi açıp dışarı baktı

Öğleye doğru, genç doktor odaya girdi..Yorgun

görünüyordu. "Yengen , ameliyata alındı mı ?"dedi..

Oprt.Dr.Kaan, tıp dilince birşeyler söyledi.

"Yahu, ben tıptan ne anlarım, şunu doğru dürüst

anlatsana !" dedi..

"Bak, arkadaşım, yengenin rahminde kist tespit

ettik, doku alınıp labaratuvarda incelenecek urun

habis mi değil mi olduğu belli olduktan sonra

tedavi ona göre yapılacak...Temenni etmem ya,

kanseli hücreye rastlarsak, kanserin diğer organ-

lara yayılıp yayılmadığı , hastalığın ne safhada

olduğu araştırılacak !"

"Peki, yavrumuzun durumu ?"

" Şey...! Üzgünüm , ama rahim içini kazıyaca-

ğımız için, yani daha açık konuşuyım, kürtaj yapa

cağımız için, bebeği de almak zorundayız....!"

"Bunun başka çaresi yok mu ? Gerekirse

tüm malımı ,hatta çiftliğimi satmaya razıyım

Kaan !"

"Amerika'da rahim kanserleri üzerinde araş-

tırma yapıldığını bir tıp dergisinde okudum, hatta

araştırmayı yapan ekipte bir de Türk doktor var-

mış...Ama, Amerika'ya gidersen, ne netice alırsın

hiç birşey söyleyemem....!"

Genç doktor, Behram Beye, acı hakikatı söy-

lemek istemiyordu. " Yengeye, geç kalınmış

diyecek oluyor, zaten kalbi zayıf olan adamın bu

acıya dayanamayacağından endişe ediyordu.

* * * *

Ayşe hanım, " bey , hastaneden çıkar beni,

ne yemeklerine alışabildim ne de ilaç kokusuna,

öleceksem, evimde ölüyüm !" dedi..

Behram Bey, gülümsedi, " Kim demiş ölecek

sin diye...! Turp gibisin...! Ameliyat oldun, o kadar

halsizlik olur ! Eline bir diken batıyor da, canın

acıyor, eee, bu da bıçak yarası !" diye genç karısını

teselli etmeye çalışıyordu.

" Bebeğimizi de kaybettik !"

"Canın sağ olsun, daha genciz, çocuğumuz

olur yine..."

O gün öğleden sonra hastaneden taburcu

edildi, Hasan, cipi getirmişti, hastanenin bahçesine.

Behram Bey, koluna girdi, cipe kadar götürdü.

Hasan'a " Yengen cipte otursun, ben Dr.

arkadaşıma bir Allaha ısmarladık deyip, gelirim

Opr. Dr.Kaan 'la asönser çıkışında karşılaştı, o

yukarı çıkmak için, asönser bekliyordu.

"Kaan'cığım, seni bir hayli yorduk, kusurumuza

bakma !" dedi..

Genç doktor, yutkundu, " geçmiş olsun !" dedi..

"Yine bir sıkıntınız olursa, beklerim, annemin de

selamı var..."

Sonra ayrıldılar. Behram Bey, "Şu Kaan çok

içli bir çocuk ! "diye söylendi." Doktorları duygusuz

sanırdım, onu görünce, yanıldığımı anladım "

* * * *

Ayşe hanım, yatağını pencerenin yanına çektirdi.

Evin işlerini Hasan'ın karısı yapıyordu. Evi süpürü-

yor, bulaşıkları yıkıyor, yemekleri yapıyor, sonra

evine gidiyordu.

Ayşe hanım, " Sağol kızım ! Allah ne muradın

varsa versin !" diye yataktan kalkamadığı için

gülümseyerek onun arkasından bakıyordu.

Gülbahar"Abla, senin bize gösterdiğin yakınlık

her şeye değer...Kocam da ben de, beyden de sen-

den de çok memnunuz...! Allah, tez zamanda iyi-

leştirir inşallah !" diye kapıyı çekip çıkıyordu evden

* * * *

Gülbahar, gece ağrıdan uyuyamıyor, Behram Bey

kasabadan bir sıhhıyenin eline birkaç kuruş vererek

acılarını dindirmek için, ağrı kesici iğne yaptırıyordu

Bazı geceler, karyolanın yanına bir sandalye atarak

karısının baş ucunda beklerken, uyuya kalıyordu.

Zavallı kadın, durmadan kilo kaybediyordu, aldığı

ilaçlar yüzünden başındaki saçlar dökülmeye baş-

lamış, bere ile kapatmaya çalışıyordu...O güzelim

kadından geriye kuru bir iskelet kalmıştı sanki...

Artık, tuvalete kadar gidecek bir gücü bile yoktu....

Gülbahar,"Bey, Allah'ın gücüne gitmesin ya, hep

iyileri alıyor, dün gece , çok kötü bir rüya gördüm

Ayşe hanımın koynuna, boz bir yılan girdi, ter içinde

uyandım...Seni uyandırmaya kıyamadım...Galiba

hanımım gidici...!" dedi..

"Ağzından yel alsın, bey de çok yaşamaz !

Biliyorsun, iki kere kalp krizi geçirmiş....!"

" Ben, evi süpürüyüm de, ablayı bir

yoklayım...! Beyin, kirli gömlekleri varsa ,

makinada yıkayım...! Yemek yapıyım ! Sen de

atlara tımar yaptıktan sonra oraya gel...!"

" Kahya, kasabada benim arkamdan atıp

tutuyormuş...Derviş Bey, yanına almış iti...! Onun

ne biçim adam olduğunu bilmiyor, şeytane papucu-

nu ters giydirir...Şoförü de yanına alacakmış ..."

"Elin lafına bakma Hasan'ım ! El nalına da vurur

mıhına da...!"










İşte Öyle Birşey ..

Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır, korkulardan, şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. Ayıkla, arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim huzurla doluyor, görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin... Gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan. Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün olmayacak benimle...

Hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan... Biraz da olsa inanmış ölürüm.

Aldanmak...
En büyük yıkıntısı iç dünyamızın...

Aldanmak...
Ses veren üç telimizden birinin kopması...

Aldanmak...
O en son fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek...

Sen hiç aldatma ne olur!..

Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak, kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız, şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan, endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık.

İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda...

İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı...

Dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen bir şey olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda musuki, gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiri ile, geciktiğin her saniye bir defa ölmem.

Artık aldanmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. Beni aldatmanın acısını da, sevincini de hiç tattırmayacağım sana. Çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım ölüme kadar sürsün, bırak...

Zarımı son defa senin için atıyorum!..

sevgiliye

Sevgiliye...

O kadar yakınsın ki bana,
Bir o kadar da uzak,
Sanki ilk defa aşık olmuş gibiyim,
Uzana bilsem bir adım kadar yakın,
Ama sanki ayaklarıma prangalar vurulmuş,
O bir adımı atamıyorum,
Sadece seyrediyorum seni,
Dizlerine yatıp, elini sımsıkı tutmak istiyorum,
Gökyüzüne bakar gibi,
Gözlerine dalmak istiyorum,
Sana bakarken prangaların ayağıma değil,
Yüreğime vurulduğunu hissediyorum,
İçin için yanan yüreğime,
Seni sevenin ben değil,
Yüreğimin olduğunu anlıyorum,
Yüreğim senin dostluğunu istiyor,
Yüreğim senin sıcaklığını istiyor,
Kırmamı söylüyor zincirleri,
Ve ilk defa kırmaya çalışıyorum,
Doğru bildiğim şeyleri atıveriyorum bir tarafa,
Sırf sana daha yakın olabilmek için,
Zincirlerle bağlı yüreğimi bırakıveriyorum,
Bir kuş gibi ormana,
Yüreğim bir kuş oluyor senin yanında,
Ürkek bir kuş,
Soğuk bir havada titreyen üşümüş bir kuş,
Çok şey değil istediği yüreğimin,
Sadece dostluğunu ve sıcaklığını istiyor,
Senin sıcaklığını,
Sonra kanat çırpıp uçmak istiyor seninle,
O güzellikleri seninle paylaşmak istiyor gökyüzünde,
Dünyadan uzak yüreğim seninle...

Merhaba Güz Hazanının Hüzünlü Yanı..




zaman seline kapılmış
bir bildiridir hayatım
kaçınız okudunuz
okusaydınız hayatımı
hayatınızı buludunuz
insan başkasına yaşar biraz da

sevginin ötesi yalnızlıktır

hayatım tozlu bir afiştir
yorgun evlerin solgun duvarlarında
özlemlerim yatar tozların altında
özlemlerim özlemlerinizdir aslında
başkasına yaşar insan biraz da

yalnızlıktır sevginin ötesi

sahibine gönderilmemiş
bir aşk mektubudur hayatım
gözlerini çocukluğumda yitirdiğim
uçurtmalar sandım
yaşıyarak öğrendim
aşk yanında acıyıda taşır
acılarım acılarınızdır biraz da

sevgi yürekteki ışıktır
ışık güzelliklerle barışıktır

sevgi çiçekleri
ve yaşamın gerçekleri satırlarında
yasaklı bir kitaptır hayatım
külleri rüzgârlara bırakılan
sizin hayatınızdır biraz da

Merhaba Kader'im..

Merhaba Güz Hazanının Hüzünlü Yanı..

Merhaba yüzbinlerce kelimenin tamamını tek bir kelime ile silebilecek kadar güçlü manalı kelime..
Bilemezsin sana duyduğum özlemin nasıl da bir gecenin doruk noktasında ızdıraba dönüştügünü ve bilecegini zannetmiyorum sana olan hasretin ölüm sebebim olacagını ve zannediyorum ki bilirsin ölmememin nedeninin bir gün gözlerine bakabilme umudu olduğunu...
An kalbime saplıyor paslı hanceri ve benim ellerim hiç titremediği kadar titriyor.Ben seni özlüyorum.Gözümün önünde bilmediğim hayalin.Bir rüzgar esiyor,dünya yerinden oynuyor,bir fırtına bir kıyamet almış başını gidiyor.Umrumda mı sanki yeryüzü ? Hayalin karşımda.Asilce bana bakmakta.Başın dik alnın ak..Ve azraile bile inat gülümsüyorsun..Oysa ben üşüyorum,ellerim titriyor..
Ağaçlar filizleniyor.Mevsimler evrime uğruyor.Bir yangının tam ortasındayım elimde tuttuğum yüregim bir kor ve erimekte,oysa ben sana uzatmak istemiştim...
Sen huzursun.Dünyamsın.Olabilecegin herşeysin.Bütün kaleleri fethettin,piyonlar düştü,muhafızlar esir,şah mat oldu...Ellerim ensemde kenetli,nefes dahi almıyorum.Öl desen ölürüm..Sen herşeyden önce ve herşeyden sonra ve şimdi ve sonsuza dek Kader'imsin...
Sen...
Sen...
Sen herşeysin...
Sen Umutların Filizlendiği Bozkırların sahibisin..
Fermansın.
Hükümsün.
Hükümdarsın.
Herşeysin.
Kainatta ki bütün canlıların mutlulugunu kıskanacak mutluluklara sahip olman dileği ile...

Ey sevgili,
Birak da seni diledigim gibi seveyim.
Omur dedigin cabuk gecer
Doyamayacagiz sevgiye!
Belki beni surukleyen ruzgara asigim,
Belki de gozlerimi her acisimda
Farkli bir mekanda olmak benim icin ask!
Ama beni birak da kalbinde ozgurce yasayayim askimi.
Dokundugum her seyde seni tadayim,
Sevgi sadece bir meltem olmasin bedenimde,
Senin kalbinde var olayim!
Firtinam dinene kadar,
Birak da yaninda kalayim…

Adını İçimde Yaşamak

Elim hiç kalem tutmamıştı seni tanımadan önce,


Seni tanıdıktan sonra tutmayan elim kırılmıştı zaten,


Çünkü sana yazacak cesareti kendimde hiç bulamadım,


Ne anlatacaktım ki sana yazdıklarımla, acı vermekten başka…


Ne zamanki yazdım sana ilk satırlarımı,


Koptu o zaman kıyamet, içimde.


Demişlerdi ama bu yol çileli, cefalı diye…


Ama ben dinlemedim yüreğimden başkasını.


Ben aslında oyunu baştan kaybetmiştim, seni sevmekle


Sevdayı, sabırı, her şeyi sende tükettim,



Kendi karanlığımdaydım, güneşe görünmeye çalışıyordum


Çıkması zordu o zindandan ama yinede güzeldi her şey


Hayatımın sanki boyutları değişmişti; büyüyordum, gelişiyordum ve genişliyordum


Söyleyemediklerim çoktu her zaman söylediklerimden,


Koleksiyoncu gibi içimde biriktirmiştim her şeyi


Sığmadı taştı sonunda hepsi birer birer,



Yüreğindeki fırtına dindi demek ki


Bendim çünkü fırtınaya sebep olan,


Ve hatıralar süpürülüyor artık hafızandan


Bir yıldız gibi kaldım uzağında ama nefes kadar da yakındın bana,



Sana kırgın olmak isterdim aslında,


Sana kırgın olacak kadar hukukum vardı en azından diye


Ve ‘Unuttuğumu zannetme’ diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana


Yani; beni unutma ihtimalinin olamayacağı mesafelerde…


.