| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

Yazılar

Dünyasız

10  
Zaman aynı zaman değil
Hissetmiyor musun başımıza geleni
Ama kandırmaksa niyetin kendini
Zaman var de burada
Zamansızlığı içinde saklayan zaman varmış
Bir de varmış
Bizim oralarda mekan yokmuş
Nerde dolaşmışız bilmem
Ama
Orada hiç insan yokmuş
Dersin
İnsanlar nerdeler
Peki ya onlarsa insanlar
Yanımızdakiler kimler
Bizim oralarda cennet çokmuş
Dünya nerde kalmış
Gittikçe maddeye boğulan
Dünya dün ya!
Nerde kalmış
 
Ayaklarım yere basmıyor
Buradaki hiçbir şey aklımı almıyor
Aklın ötesini alıyor
Dökülüyor oralara doğru yaşlar
Bizim oralara doğru akıyor yaşlar
Bir gören olmadı ki bizi
Niye saklanıyoruz
Ve olmuyor bir gören
Nereye saklanıyoruz
Zaman zaman
Hissetmiyor musun
Nerde olduğumuzu
Seni bilmem ama
Beni vuruyor ay a atılan oklar
Nerde olduğumuzu bilmiyor musun
Seni bilmem ama
Ben karanlık bir denizin üstünde uçuyorum
Basmasa diyorum bir gün
Ayağım yerlerde yürümese bir gün
Söyleme
Biliyorum
Biliyorum

DÜŞÜN

 
Tükenmez umudum benim
Sonsuzluğa inandığım için
Bozulmaz dünyanın düzeni
Her an ilah-i adalet olduğu için
Yaklaşma ,çek ellerini
Yaklaşma ateşe bu gün
Çekil denizlere
Sonsuz okyanusu düşün
Ve sonsuz sevgisini Rabbin
Cennete layık olduğunu düşün
Ve bir tebessümün
Nelere kadir olduğunu
 
Yaşam senin düşün
Her şey içinde oluyor düşün
Bu yüzden düşlerim bazen gerçeği
Düş görenleri
Yani dünyayı
Doğmamış güneşi bazen…
Bir zaman var
Orda her şey yolunda her zaman
Oysa duygularda başka görünür
Değişir sanki gerçek düşün

GÜNEŞ DOĞUNCA (2007 DE YAZMIŞTIM)

 
Karanlık uyudu
Güneşlere bak
Aşkın yolu açıldı
Kalbinde büyük sevgi var
Ve tutuştu işte bulut
Yağmur bekliyor oysa ötelerde
Dua ediyor melekler
Şu sonsuz umuda bak
Yıkılsa dünya
Eksilir mi hiçbir ruh
Varlığından olur mu kimse
Yok olur mu insan
Hiçlik kaplasa dünyayı
Hayaller orada duruyor
Bir başka diyarda
Şu tükenmez özlemle bu gün
 
Esiyor ,esiyor rüzgar
Uyuyor karanlık gecede
Yaşıyor güneşte düşler
Buluyor kendini görenler
Yanıyor,yanıyor denizler
Bekliyor,bekliyor yağmur
Bitmiyor,bitmiyor umut
Bak, güneşe bak
Uyudu karanlık
Sen doğarken

ASİ

 
Rüzgarın boşluğuna bıraktım kendimi
Yüzüme vurdu tokat gibi
Hırsla esti rüzgar
Uyan dedi bana rüzgar
Alırken beni öteler
Bir şarkı daha söyledim rüzgara inat
Asi düşlerim uyandı rüyasından
Savurdum rüzgarı
Başka bir gerçeğe uyandım bugün

DAHA

 DAHA
Şimdi gitmemelisin,daha erken
Bahar gelecek daha gelmedi
Başka evrenler var dolaşacağımız
Sen geceleri çıkarsın ortaya
O zaman daha belirgindir yüzün
Benim gibi
Parlatır geceyi ve gece denizini
Gölgen vurur,gölgen
Kalbim atarken deli gibi
Şimdi gitmemelisin
Yalnız kalır ruhum bir kez daha
Hayaller ısıtamaz onu artık
Hırsızın biri çaldı onları
Düştüm peşine ama kayboldu karanlıkta
Senin olmadığın bir geceydi o gece
Bu yüzden gitmemelisin
Hayallerim yeniden canlanırken

TEK DOST

 
Her gün baŞka bir şey
Güç veriyor ruhuma
Güneş bazen,orda olduğunu görünce
Canlanıyor bir çiçek
Bir ağaç bazen,o güçlü duruşuyla
Yağmurlar yağdırıyor kuru toprağa
Sen varsın olmasan da
Güneştekinde ve ağaçtakinde
İnan göremezdim güneşi
Seni andıran bir şeyi olmasaydı
Ayrıldıkça ve uzaklaştıkça birleşti her şey
Seninle
Anlayamazdım sen olmasaydın
Güneşe bakamazdım
Uçamazdım bazen

Kilisedeki Ankakuşu Efsanesi

1960 yılı sıcak bir temmuz günü Taksim İstiklal caddesindeki kilise o tarihlerde kilisenin arkasında 10 çocuğun top koşturacağı küçük bir alan var.Pazar günleri kilise çanlarının çalınmasıyla çocuklar bu alana doluşup top oynarlarmış.

İş bu ki başlarına gelen olayda top oynarlarken Ethem adlı bir çocuğun başına gelmiş.Ethem asrı kıvırcık saçlı,10 yaşlarında şişman bir çocukmuş ve fenerbahçe hastasıymış.Üstünde babasının aldığı fener formasıyla dolaşırmış hep.Yine top oynadıkları günlerden birinde top kiliseye çıktığı sanılan kullanılmayan kapının önüne kaçmış.Top önde Ethem arkada kapıda karşılaşmışlarEthem tam topu atmış arkadaşlarının yanına gidecekken kapıdan garip bir kuş sesi gelmiş,bu sesten aldığı etkileşimle Ethemin kapıdan girmesi bir olmuş.

İçerde gördüğü manzara Ethemi şaşkınlık içerisinde bırakmış,içerde küçük bir bahçe ve bu bahçede ceviz,erik ve kiraz ağacı olmak üzere 3  ağaç varmış.Ethem ceviz ağacının tepesinde bir şey farketmiş ;bir kafesin içerisinde küçük bir Anka kuşu ,Ethem sesin nerden geldiğini anlamıştı,kendisi içeri çeken ses bu küçük kuştan geliyordu.

Bir anda Anka kuşu beni bu ceviz ağacının tepesinden al dercesine bağırmaya başlamış;Ethem Anka kuşunu yere indirince kuş şöyle seslenmiş;

Sana 3 öğüt vereceğim bu 3 öğütü hayatın boyunca uygularsan Kilisedeki Anka Kuşu efsanesi gerçekleşir ve ben serbest kalırım demiş ve devam etmiş;

Tam 40 yıldrı burdayım ,tam 40 yıl önce bu kilisenin papazı yaralı bir biçimde beni buldu ve iyileştirdi,tam özgür kalıcakken bir çocuğun eline düştüm ve beni öldürdü ama ben bunun hesabını hem sormak hemde özgürlüğümü tekrar kazanmak için küllerimden yeniden doğdum.

Eğer ki sen bu 3 öğüdü uygularsan özgür kalıcam ve sana teşekkür etmek için seni bulucam .Eğer ki bu 3 öğüde uymazsan tam 40 yıl sonra sende benim yanımda bu kilisenin altında bir kafesin içerisinde kurtarılmayı bekleyen bir Anka Kuşu olacaksın.Sıra geldi öğütlere demiş Anka Kuşu;

1.Öğüdüm;Hiçbir ayrım gözetmeksizin herşeyi seveceksin.Bu sana çok şey katıcak sevdiğin kadar sevileceksin.

2.Öğüdüm;Çok okuyacaksın.Çevrendekilre ışık olucaksın ve o ışık seni unutmamı sağlayacak .Çünkü;o ışık kafesine yansıyan tek güneş olucak.

3.Öğüdüm;Evinde bir kuş besleyeceksin ve her pazar günü kilise çanları çaldığında serbest bırakacaksın kuşu o benim sırdaşım olucak senle ilgili sırları o vericek bana.

Yıllar yılları kovalamış Ethem mükemmel eğitimli,sevecen ,dürüst bir insan olmuş.Çevresindekilre ışık ve sevgi olmuş.

Tam 30 sene sonra bir temmuz ayında Ethem evde kuşunu beslerken cama gelen küçük bir gölge farketmiş.Bu gölge tam 30 sene öncesine götürmüş onu bu gölge o Anka kuşuymuş ve kanadında bir kağıt parçası varmış.Bu kağıt parçası üzerinde yazan şuymuş;

TEŞEKKÜRLER ETHEM

SiYAH GÖLGEM

 
Yüzlerin anlamı değiştiğinde
Gökyüzü birden kapanınca rüyalarda
Gülüşlerin ardından yağmur gelir
Bir siyah gölge beni alır götürür
Gittiğimiz yerlerde yalnız adamlar
Uyur sahilde korkusuzlar
Mezarları kazar evrenin sanatçısı
Konuşur hepsiyle
Konuşur siyah gölge
Bensiz gitmez yanlarına nedense
İklimler değiştiğinde
O zaman geldim ben dünyaya
Siyah gölge asırlar boyu
Bekledi beni uykusunda
Gelmeyecektim onların arasına
Rüyalarında durmadan çağırmasaydı beni
Tek dileği ben olmasaydım
 
Ama onunla farkına vardım yaşamın
Ve yaşamsızlığın
Şimdi uyan siyah gölge
Çıkar beni rüyalarından
Bensiz gez evrenin diyarında
Yalnız boya duvarları
İstediğin renkleri seç
Mor benimdi unutma
Ama kendi rengini seç
Yalnız adamları anımsa
Tüm kadınlardan uzak kıyılarda
Onları gör artık rüyalarında
Değişir evren
Rengin değişir
Bir başka geceye uyurken…

KENDİME

 
Uzaklara gitmedim ben hiç
Hep buradaydım,yakınında
Ama sen hep yalnızlığı anlattın bana
Dinlemezdin rüzgarın sesini
Neler anlattı sana
Çırpındı ellerim dokunmak için hayatına
Artık çok geç
Anlatamazsın masallarını bana
Yüzüm aydınlığa döner
Dönerim sırtımı karanlığına
Buluşuruz akşamları

KUYU

 
Kestim bileklerimi
İçinden siyah kanlar aktı
Senin siyah denizine yüzdüm
Denizde geceydi
Düş zamanıydı
Ayın ölüm anıydı
Kendimi derin bir kuyunun
Dipsiz bir kuyunun yüzeyinde buldum
Ben o derin sularda ne arardım
Kan bulaştı toprağa
Ölüm zamanı şimdi
Yok alma anı ,gece vakti
Göm her şeyi
Başka bir zaman yeniden doğacağım
Hoşça kal
.