| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

Yazılar

KARIŞIK

bulut08                 
KarıSır bu gün gök denize
Bilmeceler soran!
Sen çözülsen bir de
Sen çözülsen gögün denizinde
Görüntün çözer miydi bu bilmeceyi?
Sen gitsen kendinden uzaklara bir de
Karar vermeden hiçbir seye
Karar vermeden gitmelisin
Karısır bu gün gece gündüze
Bilmeceler dolasır havada
Mecbur kalacaksın ayrılmaya
Küçük bir damla gibi,bulutlardan düsen
Hani
Okyanusta hiçti bir damla
Karar onun degildi düserken
Kim oynuyor simdi dalgaların içinde?

UYUSUNLAR

Uyumadım daha gözlerim açık
Susamam simdi,sessizlik olsan da
Duramam sahte dünyanda mor
Toz olup giderim
Kaybolurum bir sabahta
Görüyorum daha,gözlerim açık
Kalbim de açıkken asıl
iste o zaman görülür gerçek yüzler
Ben ki bir yüzü unuttum
Uyuttum masallarla
Basımda gezinen arsız hayalleri

BİR SES

 
Bazen bir ses duyarım gürültünün ortasında
Biri adımla çagırır beni
Yardım ister gibi!
Ya da yardım eder gibi
‘Uyan’ der gibi bagırır derinlerden
En essiz anda bazen
Bir fısıltıyla adımı söyler  bana o ses
Bir gece bazen
Bazen de bir ay vaktinde
içimde bir sızı duyarken
Uzan,uzan bana dogru
Gittigimde kendimden uzak bir yere
Beni burada arama
Ses düser yine ardıma
Bulur beni bir yalnız anımda
Bazen bir gülüs yankılanır kulagımda
Az önce uyandıgım bir rüyada

BİZİM MEHMET (TÜM FENERLİLERE )

mehmetaurelioze7[1] 

Zamanında Fenerli Futbolcumuzun Türk Milli Takıma oynanaması gerektiğini düşünneler sanırım şuan çok utanıyorlardır.Mehmet yine Avrupa Şampiyonasında milli takım için ter akıtıcak  

 

1 MAYIS EN GÜZEL SLOGAN

DSC01479 

1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMINDA KULLANILAN BİR SLOGAN SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.

KUKLACI AMCA (İLHAN İREM ALINTI)

11-11-06_1451 Bir Varmış Bir Yokmuş Bir varmış bir yokmuş
Bu dünyada hiç kimseler yokmuş
Derken bir kuklacı amca
Gelmiş bu sessiz dünyaya
Önce dekorlarını yapmış
Sonra kuklalarını salmış
İşte size kocaman bir dünya
Yaşayın burada hep dostlukla
Gel kuklacı gel gör halimizi
Gel kuklacı gel de kurtar bizi
Kaybettik bizler kardeşliğimizi
Dostluğumuzu sevgimizi
Gel kuklacı gel gör halimizi
Gel kuklacı gel de kurtar bizi
Her yerde savaş açlık düşmanlıklar
Birbirine düştü hep kuklalar
Bir varmış bir yokmuş
Bu dünyada kuklalar pek çokmuş
Kocaman roketler yapmışlar
Kuklacıyı bulmak için uçmuşlar
Derken uzayın derinliklerinde
Kuklacı amcayı bulmuşlar
Ona geriye dönsün diye
Hep bir ağızdan dert yanmışlar
Gel kuklacı gel gör halimizi
Gel kuklacı gel de kurtar bizi
Kaybettik bizler kardeşliğimizi
Dostluğumuzu sevgimizi
Gel kuklacı gel gör halimizi
Gel kuklacı gel de kurtar bizi
Her yerde savaş açlık düşmanlıklar
Birbirine düştü hep kuklalar
Gel kuklacı gel (Çare bende değil)
Gör halimizi (Kendinizi bilin)
Gel kuklacı gel de (Mutlu olmak için)
Kurtar bizi (Birbirinizi sevin)

HOCALI KATLİAMI(benim bile ellerim titredi okurken )Acımasız ermenilere yorumlarınızla bir tokatta siz atın ALINTIDIR...

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.
Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı
:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)
-Akçik...
(Kız)
Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan  bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.
-Tun şahetsar,ınger...
(Sen kazandın, yoldaş)
-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)
-Mayrigı bedge gişdatsine.
(Annesi besleyecek elbette)
Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:
-Mayrig yerahayin zizdur.
(Çocuğa meme ver)
Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:
-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)
Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...
Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.
Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.
Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.
Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.
26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.
26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.
Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.
Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,
Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.
Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.
Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.
Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.
Kesik kafaları sepetlere doldurdular.
Peki neydi bu düşmanlık?
Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.
Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.
56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.
Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.
Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!
Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:
'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.
Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.
Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.
 

ZAMAN

  
Masallar anlat bana
Kimsenin bilmediği
Ben olmamalıyım içinde
Çağlarım bitti benim
Melekler uyudu çoktan
Geri getiremezler gideni
Bir masala yeniden başlama benimle
Ne bir masalda
Ne de bir hikayede
Olamam artık
Ne dünyanın boşluğunu
Ne de o derin okyanusu
Dolduramam artık
Ama yarın başka bir gün gelir
Bir hikaye daha düşünürsün
Bir rüya daha görür
İçinde umutlar büyütürsün
Seversin her şeyi
Mutlu olursun bilgeliğinle
 
Uçurumlar yaklaştığında sana
Seslenirsin yüceliklere
Sana seslendiğim gibi
Yaşarsın zamanı zamansızlıkta
Bilmediğin yerlere gidersin
O çocuksu cesaretle
Olamadığım her şey olursun
Yaşatırsın düşerimi de
Seninle yeniden doğacağım
Unutma
Ama
Anlatma bizi masalında
Kır kalemleri,yık zamanın evlerini
Bizi unutma

RESİMDEKİ

  

Bir zamansızlıkta
Ben de geleceğim
Olacağım olduğum kadar doğada
Yandı şimdi tüm odalar
Ev,eski ev
Ve ölmüş resimdeki kız si
Canlıydı oysa çizdiğimde
Kapatmış gözlerini hayatsızlığa
Açılmış uykunun derinlerine
Uyumayı çok sevdiğinden
Bürünmüş ona baştan aşağı
Gün,yeni gün
Bakamaz mı güneşe kimse
Bir sayfa daha eksilmiş takvimden
Koyamaz mı yerine zamanı kimse
Bir sayfa da olsa
Olmaz bu
Bir zamansızlıkta
Saf bir uyanış sonrasında
Zamanlar birleşince sonsuza
 
Bir ıssız sokak
Bir küçük nokta yolun başında
Yürüdükçe ışığa doğru
Daha çok beliren
Susacaksın
Kelimeler de biter bir gün
Konuşan kimdi sahi
Yıllar boyu söylediklerini
Anlayanlar oldu mu resmini
Neden severmiş uyumayı resimdeki?

Denizde

 
Taşıdım kendimi omuzlarımda
Ölüydü dünya
Yatmadan önce asırlık uykuya
Büyünün etkisiyle uyuduk zamanlarca
Sonrasızlıkta
Yitik ülke
Gölgeler dolaşır havada
Ve asılı resimler ağaçlarda
Saklandık kayıp şehre
Bizi bulamadılar
Bizi burada aramadılar
Kayboldukça kaybolduk
Gülüşlerin ardından açılınca saklı yol
Oradan gitmeli miyim
Böylesi, gösterecek mi sana gerçeğimi
Ama boğulmazlar biliyorum
Boğulmazlar bu denizde
Büyüsü ellerinde
Çekmez deniz içine onları
 
Rüyaları içine çekti deniz
Bir onları almadı hayatından
Uykumu yarıda böldü deniz
Dinlenmemişken çocuklar daha
Uyandılar
Ah yazık!
Hiç kimse bulamasın diye artık
Yuttu kayıp şehri deniz
Belki
Başka bir deniz alır diye onları
Hayatlarından
Şimdi
Uyuyor çocuklar denizin huzurunda
Yüzüyorum ben de sonsuzluğa
Evrenin diyarında
Sunset 
.