| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

GİTMEK VE KALMAK(ALINTIDIR)

Gitmek & Kalmak


Aslında çokça zaman düşünüp çareler üretemediğim, bir çok insandan az-çok sezdiğim kaçış ibareleri yatıyordu evimin avlusunda. Lafı gevelemeye gerek yok. Kesin olan tek şey fosforlu yalnızlığım! Çığlık atan duvarlar, bağırışan tablolar, uğuldaşan koridorlar ve tik-tak sesiyle ruh hastası olmamı sağlayan saatler şahit bu duyguya… Kalmaya mecalim kalmadı artık. Öyleyse zamanından evvel gitmek gerek istenmeyen beklentilere. Bak bir yolculuğun daha eşiğinde duruyorum diyorum kendime. Ama bu sefer sevgiliye ya da umuda değil, kaçınılmaz sona gidiyorum nihayetinde. Gece yarısı treninde biletim bile hazır. Işıklar söndüğünde, ay geceye küstüğünde gideceğim bu şehirden… Dönmesem de izlerim boğaza nazır bir hayal tepesinden olanları, olayları ve olacakları. Bir kırılma noktası değil bu! Sadece endamlı bir gidiş var çarkların dengesini sarsmayacak. Ama yine de birkaç çift gözden ufak tuzlu tanecikler damlayacak. E ben ne yapayım!? Kalamıyorum işte!! O yüzden de gidiyorum… Aslına bakarsan kalmak için hala bir el bekliyorum. Ömür boyu beklesem de uzanmayacak o el, artık biliyorum. Diyarlar dolaştım, bir tek deve bile güdemedim diye kızıyorum kendime. …Ve ben yaz arefesinde, soğuk karlı dağların yolunu tutuyorum. Ne O!? Yoksa ağlıyor muyum? Gözlerime hükmedemiyor muyum yoksa? Sanki artık çok da umurumda! Kendime ve kendimce kendime ait olan satırlara huzurlarınızda son bir elveda çakıyorum ‘‘ Beyaz gelmedim ama siyah da gitmiyorum! Kara görünse de karalar bağlamıyorum. Sabret! Birkaç saat daha bekle. Geliyorum..! ’’


Zamanlar arasında sıkışıp kalan illet bir heves uyanıyor ruhumda. Gidişim suskun oldu, dönüşüm ondan daha sessiz. Gitmek mi hata kalmak mı acaba? Pes etti demesinler diye kalmak, bokun içine gömüldü demesinler diye gitmek var aklımın huzurunda. Aslında bu şehir ya da insanlar değil beni bağlayan. Artçı sarsıntıların orta dereceli şizofren haykırışları var tereddütlü gözlerle ağlayan. Giden durgun, kalan kocaman bir yalan. Giden mecbur, kalan talan! Kalandır, giden her zaman haklıdır diye yıkılan. En nihayetinde suskun deliller kalır geceye mahsus cinayetleri karalayan. Dedim ya... Giden yorgun, çaresiz. Cinayet silahındaki parmak izi kadar eşsiz. Kalan sessiz, matemsiz, ibaresiz, ihanetsiz... Her gün batımını kendine Azrail yapan bir densiz..!

UYU GÜZEL KIZ BU AŞKI ÖRÜLEN DUVARLARIN İÇİNE GÖM (ALINTIDIR,ARZUMA ÇOK TŞKLER)

Uyu Güzel Kız Bu Aşkı Örülen Duvarların İçine Göm…


Sokaklara bir ad verdim her adı bir tat olup kaldı damağımda. Bir yüreğim Mardin de kaldı uçsuz bucaksız virane…

Sokaklarına ayak izim , kahkahalarım , koşuşturmalarım ve yorulduğumda oturduğum kaldırımlar iz bıraktı. Sanki üzgün bir insan suretiydi takip ettiğim.

Güzel Türkiye’min güzel Mardin’i…Kim üzdü seni böyle? Kim güzel masum çocuklarını öksüz bırakıp eğdi ayaklarımıza ? Bir kalem ve kağıt için insanların neden okumaya muhtaç kaldı ? Yoksa bizim ön yüzü çizilmiş , yazılmış ama arka yüzü pırıl pırıl kağıtları çöpe atmaya kıyar mıydık ? Şimdi daha yeni yeni büyüdüğümü hissediyorum yüzüne baktıkça.

Hey gidi kültürleri kaynaştıran merdivenli şehir sana aşık olmak bu kadar ağır mı ? Hani temiz caddelerinde oynayan huysuz çocukların ? Hepsi neden böyle erken büyümüş ? Bizler daha gerçekleri yaşamda yeni kabullenmeye başlamışken sen nasıl olgunlaştırdın bu kadar insanı ?

Sıcak bir gülümsemeyle karşılandığım sen ve insanların arasından yüzüne bakamadan dönüyorum bir avuç güneş batımının mirasıyla. Uzunca örülmüş duvarlar ve sıkıca kapanan kapılar ardında neler var miras bıraktığın bilmiyorum. Her bir taşına sevda , özlem eklenen taşların bakışları ya…Üşümeye başlıyorum o koca taşların soğuğunda.

Karanlık çok güzel düşüyor göz bebeklerime sana baktıkça. Bir deli fırtına sana sarılarak sarmaş dolaş yatıyorum uzun bir sedirin üstünde. Hüzünlü bir bahar havasında askerimin gözleri , küskün , endişe dolu. Seni düşünüyorum suskun yüreğimde…

Söylesene güzel şehir , bir konuşsana benimle sana aşık olmak bu kadar ağır mı ? Ben mutluluğun resmini yapamadım Abidin ? Ne çizebildim ne yazabildim. Kaldı elimde iki taşın birazda toprağın bir de iki üç çocuktan aldığım güzellik papatyası. Onlarda çantamda bakmaya kıyamadım.

Şimdi yorgun bir günü kucaklama zamanı . Uyu güzel kız bu aşkı örülen duvarların içine göm…



 

YAĞMUR

Yağmur


Bir nisan akşamüstü gök parladı
Bir şeylere kızarcasına ,hakırırcasına.
O gün yağmur bile ağlamak istedi
Kalmak istemedi bu şehirde

Bu şehir karanlık,bu şehir yalnız,bu şehir aşk
Kokabildiğine toprak kokuyordu bu nisan ayında
Anlamsız kaçmalar, kusursuz aşklar ve yalanlar
Ne üzeriene kurulduğu bilinmedik yaşamlar.

Şimdi bir nisan yağmuru olup gidiyorum buralardan
İstersen sizde takılın bulutlarıma
Beraber bulalım güneşi
Yalan gülümsemelerden uzak gerçek yağmurlara
Alabildiğine aşık alabildiğine cesur
Artık yağma yağmur güneş şimdi doğar
Yeni bir güne ışık saçarak.

 

MERHABALAR ARKADAŞLAR :)

ARKADAŞLAR ÖNCELİKLE HEPİNİZE KUCAK DOLUSU  SELAMLAR UZUN Bİ SÜREDİR BLOĞUMLA İLGİLENEMİYORDUM AMA BU SAAT İTİBARİYLE FAZLASIYLA AKTİF OLACAĞIM BEN VE SİZLERDE BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ.

.