30 Haziran 2008
07:19 |
GÖKHAN :) |
0 yorum
| etiket:
Behram Bey, odanın içinde heyecan içinde
Oprt. Dr. Kaan'ın getireceği haberi bekliyordu.
Gidip geliyordu ,eli arkasında. Odaya bir hemşire
girdi, "hemşire hanım, Kaan Bey, ne zaman ame-
liyathaneden çıkar !" dedi..Hemşire, "bugün ancak
öğleden sonra gelebilir odasına, işiniz varsa görün
yoksa oturup bekleyin !" dedi..Odanın kapısı açıktı.
Bir koltuğa oturdu, masanın üstünde duran tıp
dergilerini karıştırmaya başladı. İlaç reklamları,
doktorların yazdığı makaleler, ve İngilizce bazı tıp
dergileri vardı. AIDS den nasıl korunalım diyen
duvarda çerçeveli yazı dikkatini çektmişti ,okuma -
ya başladı, sonra sıkıldı, pencereyi açıp dışarı baktı
Öğleye doğru, genç doktor odaya girdi..Yorgun
görünüyordu. "Yengen , ameliyata alındı mı ?"dedi..
Oprt.Dr.Kaan, tıp dilince birşeyler söyledi.
"Yahu, ben tıptan ne anlarım, şunu doğru dürüst
anlatsana !" dedi..
"Bak, arkadaşım, yengenin rahminde kist tespit
ettik, doku alınıp labaratuvarda incelenecek urun
habis mi değil mi olduğu belli olduktan sonra
tedavi ona göre yapılacak...Temenni etmem ya,
kanseli hücreye rastlarsak, kanserin diğer organ-
lara yayılıp yayılmadığı , hastalığın ne safhada
olduğu araştırılacak !"
"Peki, yavrumuzun durumu ?"
" Şey...! Üzgünüm , ama rahim içini kazıyaca-
ğımız için, yani daha açık konuşuyım, kürtaj yapa
cağımız için, bebeği de almak zorundayız....!"
"Bunun başka çaresi yok mu ? Gerekirse
tüm malımı ,hatta çiftliğimi satmaya razıyım
Kaan !"
"Amerika'da rahim kanserleri üzerinde araş-
tırma yapıldığını bir tıp dergisinde okudum, hatta
araştırmayı yapan ekipte bir de Türk doktor var-
mış...Ama, Amerika'ya gidersen, ne netice alırsın
hiç birşey söyleyemem....!"
Genç doktor, Behram Beye, acı hakikatı söy-
lemek istemiyordu. " Yengeye, geç kalınmış
diyecek oluyor, zaten kalbi zayıf olan adamın bu
acıya dayanamayacağından endişe ediyordu.
* * * *
Ayşe hanım, " bey , hastaneden çıkar beni,
ne yemeklerine alışabildim ne de ilaç kokusuna,
öleceksem, evimde ölüyüm !" dedi..
Behram Bey, gülümsedi, " Kim demiş ölecek
sin diye...! Turp gibisin...! Ameliyat oldun, o kadar
halsizlik olur ! Eline bir diken batıyor da, canın
acıyor, eee, bu da bıçak yarası !" diye genç karısını
teselli etmeye çalışıyordu.
" Bebeğimizi de kaybettik !"
"Canın sağ olsun, daha genciz, çocuğumuz
olur yine..."
O gün öğleden sonra hastaneden taburcu
edildi, Hasan, cipi getirmişti, hastanenin bahçesine.
Behram Bey, koluna girdi, cipe kadar götürdü.
Hasan'a " Yengen cipte otursun, ben Dr.
arkadaşıma bir Allaha ısmarladık deyip, gelirim
Opr. Dr.Kaan 'la asönser çıkışında karşılaştı, o
yukarı çıkmak için, asönser bekliyordu.
"Kaan'cığım, seni bir hayli yorduk, kusurumuza
bakma !" dedi..
Genç doktor, yutkundu, " geçmiş olsun !" dedi..
"Yine bir sıkıntınız olursa, beklerim, annemin de
selamı var..."
Sonra ayrıldılar. Behram Bey, "Şu Kaan çok
içli bir çocuk ! "diye söylendi." Doktorları duygusuz
sanırdım, onu görünce, yanıldığımı anladım "
* * * *
Ayşe hanım, yatağını pencerenin yanına çektirdi.
Evin işlerini Hasan'ın karısı yapıyordu. Evi süpürü-
yor, bulaşıkları yıkıyor, yemekleri yapıyor, sonra
evine gidiyordu.
Ayşe hanım, " Sağol kızım ! Allah ne muradın
varsa versin !" diye yataktan kalkamadığı için
gülümseyerek onun arkasından bakıyordu.
Gülbahar"Abla, senin bize gösterdiğin yakınlık
her şeye değer...Kocam da ben de, beyden de sen-
den de çok memnunuz...! Allah, tez zamanda iyi-
leştirir inşallah !" diye kapıyı çekip çıkıyordu evden
* * * *
Gülbahar, gece ağrıdan uyuyamıyor, Behram Bey
kasabadan bir sıhhıyenin eline birkaç kuruş vererek
acılarını dindirmek için, ağrı kesici iğne yaptırıyordu
Bazı geceler, karyolanın yanına bir sandalye atarak
karısının baş ucunda beklerken, uyuya kalıyordu.
Zavallı kadın, durmadan kilo kaybediyordu, aldığı
ilaçlar yüzünden başındaki saçlar dökülmeye baş-
lamış, bere ile kapatmaya çalışıyordu...O güzelim
kadından geriye kuru bir iskelet kalmıştı sanki...
Artık, tuvalete kadar gidecek bir gücü bile yoktu....
Gülbahar,"Bey, Allah'ın gücüne gitmesin ya, hep
iyileri alıyor, dün gece , çok kötü bir rüya gördüm
Ayşe hanımın koynuna, boz bir yılan girdi, ter içinde
uyandım...Seni uyandırmaya kıyamadım...Galiba
hanımım gidici...!" dedi..
"Ağzından yel alsın, bey de çok yaşamaz !
Biliyorsun, iki kere kalp krizi geçirmiş....!"
" Ben, evi süpürüyüm de, ablayı bir
yoklayım...! Beyin, kirli gömlekleri varsa ,
makinada yıkayım...! Yemek yapıyım ! Sen de
atlara tımar yaptıktan sonra oraya gel...!"
" Kahya, kasabada benim arkamdan atıp
tutuyormuş...Derviş Bey, yanına almış iti...! Onun
ne biçim adam olduğunu bilmiyor, şeytane papucu-
nu ters giydirir...Şoförü de yanına alacakmış ..."
"Elin lafına bakma Hasan'ım ! El nalına da vurur
mıhına da...!"