| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

Yazılar arşiv 05.2008 Other entries in 2008-05 resimler , videolar

GS: BAŞARI

Hangi konularda başarılısınız?

kendi iş alanımda oldukça başarılıyım ,yani mali işler konusunda

GS: Hayattaki tercihlerimiz

büyüklerimiz bize hayatı anlatırken tercihlerin bize ait oldugunu söylerler peki neden her tercihimizde bize müdahale etme geregi duyarlar ?
aslında bunun tek nedeni koruma psikolojisi

Johnny Depp

 

YILMAZ GÜNEY(YILMAZ PÜTÜN )

Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. 1937 yılında, Siverek'in bir köyünde,topraksız bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. 10 yaşındayken evden kaçarak Adana'daki akrabalarının yanına gitti. Bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere Ankara'ya gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçde bir yandan da hikayeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.

16 Mart 1972 tarihinde hakkında açılan bir dava nedeniyle tutuklandı. Yapılan yargılama sonucu 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. 1974 Eylülünde, bir cinayet olayına adı karıştı ve on dokuz yıl mahkum edildi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. 13. sayıdan itibaren ülkede ilan edilen sıkıyonetim sonucunda dergisi kapatıldı ve hakkında yazdıklarından ötürü 10 ayrı dava acıldı. İstenen ceza toplamı yüzyıl idi. 1981 Ekiminde izinli olarak çıktığı Isparta Cezaevi'ne bir daha dönmeyerek yurt dışına çıktı.

Sinemaya başlaması

Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu'dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

Yılmaz Güney'in Pere Lachaise Mezarlığı'ndaki mezarı.
Yılmaz Güney'in Pere Lachaise Mezarlığı'ndaki mezarı.

Sürgün yılları

Yılmaz Güney 1972 yılında "anarşistlere yardım ve yataklık yaptığı" gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevide kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık hakimini öldürmekten tutuklandı ve yargılama sonucu 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışnda ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi.
12 Eylül döneminde kendi dergisi olan Güney'de yazdığı yazılardan dolayı yaklaşık yüz yıla yakın ceza istemiyle yargılanıyordu. 1981'de Isparta yarı açık cezaevinden izinli olarak ayrıldı ve yurt dışına kaçtı. Cezaevinden firar ettikten sonra Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına çıktıktan sonra Duvar filmini Fransa'da çekti.

1984 mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris'te geçirdi.

Ödülleri

Önemli Filmleri

  1. Duvar (1983)
  2. Yol (1982)
  3. Sürü (1978)(Senarist)
  4. Arkadaş (1974)
  5. Zavallılar (1974)
  6. Baba (1973)
  7. Ağıt (1971)
  8. Umutsuzlar (1971)
  9. Acı (1971)
  10. Vurguncular (1971)
  11. İbret (1971)
  12. Kaçaklar (1971)
  13. Yarın Son Gündür (1971)
  14. Canlı Hedef (1970)
  15. Umut (1970)
  16. Piyade Osman (1970)
  17. Yedi Belalılar (1970)
  18. Aç Kurtlar (1969)
  19. Bir Çirkin Adam (1969)
  20. Pire Nuri (1968)
  21. Seyyit Han (Toprağın Gelini) (1968)
  22. Bana Kurşun İşlemez (1967)
  23. Benim Adım Kerim (1967)
  24. At Avrat Silah (1966)

Kitapları

 

 

 

 

 

TUTUNMAK

  
Önceleri bu kadar yakına düSmezdi
Gün ıSıGı
Bir ses bu kadar yakından gelmezdi
Ortaya çıkmazdı hayatta
O masalsı peri
Nerde duydu sesimi melekleri
Kimin peSinden koSardı umutlar
O sadece mutsuzluktayken
 
Ardından en iyilerini diledim
Hayatından seçip doGruları
Sana
BaSak bir yol gösterdim
SaflıGa ulaSman için
 
Ellerini tut meleklerin
Yalnız deGil hiçbir canlı doGada
YüreGinle ancak
Onunla açılırsın öteki yola
,
Sadece kendi için yaSıyorsa insan
Nasıl duyabilir bir baSkasını
Ellerini tut meleklerin
içinden bir yol açtıysan eGer

YALNIZ PERİ

 
Aşmam gereken bir şey daha çıktı karşıma
Sen
Ne olacak ayın hali
Ben
Yalnız peri
Şehrin ışıkları altında
Bir evsiz peri
MELEKÇağlar var yaşadığım
Yangınlar var söndürdüğüm  MELEK
Çığlıklarım yayıldı her yana
Yankılandı sesim düşlerinizde
Ayın öyküsünü yazdım
Tüm yıldızlar güneşti
Ay bir tek benimdi
Umutlarımı sakladım içine
Gizem denizinde,ayın denizine
Bitmeyen umutlarımı serdim önüme
Pırıltılı düşlerime seslendiğinde
 
Nereye gidecek bu yalnız peri
Bilen var mı kayıp yolu
Gören oldu mu hiç sonunu
Anlayan var mı içinizde ayı
Ben
Şehrin kalabalığında
Bir evsiz peri
Ben
Yalnızlığın içinde
Düş gören peri

SİZ (FECİ SEVERİM BU YAZIMI)

horses106  
Gözlerine bak aynanın
Nasıl da çizilmiş içi
Nasıl da akıyor oradan
Kırmızı sular
Ayaklarına sızıyor senin
Kıpkırmızı sular
Aynanın önünde
Kime bakarsın,kendine dönünce
Bak ellerime
Nasıl da kavuşmuş birbirine
Kendimleyim aynada bu gece
Bakıyorsun bana
Akıyor hala sular
Kırmızıyla karışık
 
Ayna ağlıyor
Benim sezen sonunu
Görüyorum kırılacak yine
Ve sonra
Bir başkası bakacak aynama
Sonra kırmızı sular
Yeniden akar mı
Bilemezler önceden
Kendilerine dönüp bakmadıklarından
İçlerindeki aynada görmeden evreni
Anlayamazlar
Şimdi uyanacak ayna
Çekilin önünden aynamın
Baksanız da artık göremezsiniz
Kendinizi
İçinizdeki evreni göremediğinizden
Yalnız bende değil görebilen gözler

DÜŞLER UYANDI

 
İzin ver
İzin ver
Güneş bu gün erken uyansın
İzin ver
İzin ver
Ay biraz da gecesiz kalsın
Yorulmaz mısın bir gün yaşamaktan
Düşlerin suya düşmez mi senin
Ağlamaz mısın elinden alınsa
Tüm değer verdiklerin
Ben uyurken yatağımda dün gece
Sarı  siyah düşler uyandı
Başucumda asılı o kırık resmi
Karaltılı düşler alıp kaçtı
 
İzin ver
İzin ver
Dünya bu gün dönmesin,dursun
İzin ver
İzin ver
Ölenler görünür olsun
Özlemez misin asırlar sonra
Evrenin ıssız yerlerini
Duymaz mısın sana haykırsa
Düşlerinde büyüttüklerin
Ben uyurken rüyanın derinlerinde
Sarı siyah düşler uyandı
O renkleri kırılan düşlere
Karaltılı düşler anlattı

KIYI

denizz  
Kumsalda
Günes bir baska görünüyor
Berrak denizin üstünde
Pırıltısı düsmüs denize,sarı ısıkları
Yalnız basıma geziyorum
Kıyılarda
Hafif rüzgar ,ılık
Gülüsün kalmıs burada
O günessi yüzün düsüyor aklıma
Rüzgar savuruyor düsüncelerimi
Günes ben olsaydım simdi
Çekilirdim bulutların ardına
Yagmur olup yasardım berrak denize
Der demez
Karıstım yagmurla
Gittim

ESİNTİ

amazing-sea-sunset-wallpaper  
Uzak mı uzak bir kıs düsleyelim
Nerden bilecekler
içimizde baharın umudu
Nasıl silecekler
Sen de gel rüzgar
Sensiz bahar olmaz
Kaybetme yolumu
Günes sen orada dur
Konusmasın karanlık
Konus rüzgar konus
Sen de benim gibi umutlara seslen
Uyan ey rüya gören
Senin de düslerin yarın güler
Gel bizimle
Haydi konus
Bendeki düs yakın mı yakın
Ellerim hayata uzanıyor
Biri hayalime dalıyor
Yakın mı yakın bir yerlerde
Bahar esiyor
Sen de gel
Sussun karanlık bir gece
.