UYU GÜZEL KIZ BU AŞKI ÖRÜLEN DUVARLARIN İÇİNE GÖM (ALINTIDIR,ARZUMA ÇOK TŞKLER)
Uyu Güzel Kız Bu Aşkı Örülen Duvarların İçine Göm…
Sokaklara bir ad verdim her adı bir tat olup kaldı damağımda. Bir yüreğim Mardin de kaldı uçsuz bucaksız virane…
Sokaklarına ayak izim , kahkahalarım , koşuşturmalarım ve yorulduğumda oturduğum kaldırımlar iz bıraktı. Sanki üzgün bir insan suretiydi takip ettiğim.
Güzel Türkiye’min güzel Mardin’i…Kim üzdü seni böyle? Kim güzel masum çocuklarını öksüz bırakıp eğdi ayaklarımıza ? Bir kalem ve kağıt için insanların neden okumaya muhtaç kaldı ? Yoksa bizim ön yüzü çizilmiş , yazılmış ama arka yüzü pırıl pırıl kağıtları çöpe atmaya kıyar mıydık ? Şimdi daha yeni yeni büyüdüğümü hissediyorum yüzüne baktıkça.
Hey gidi kültürleri kaynaştıran merdivenli şehir sana aşık olmak bu kadar ağır mı ? Hani temiz caddelerinde oynayan huysuz çocukların ? Hepsi neden böyle erken büyümüş ? Bizler daha gerçekleri yaşamda yeni kabullenmeye başlamışken sen nasıl olgunlaştırdın bu kadar insanı ?
Sıcak bir gülümsemeyle karşılandığım sen ve insanların arasından yüzüne bakamadan dönüyorum bir avuç güneş batımının mirasıyla. Uzunca örülmüş duvarlar ve sıkıca kapanan kapılar ardında neler var miras bıraktığın bilmiyorum. Her bir taşına sevda , özlem eklenen taşların bakışları ya…Üşümeye başlıyorum o koca taşların soğuğunda.
Karanlık çok güzel düşüyor göz bebeklerime sana baktıkça. Bir deli fırtına sana sarılarak sarmaş dolaş yatıyorum uzun bir sedirin üstünde. Hüzünlü bir bahar havasında askerimin gözleri , küskün , endişe dolu. Seni düşünüyorum suskun yüreğimde…
Söylesene güzel şehir , bir konuşsana benimle sana aşık olmak bu kadar ağır mı ? Ben mutluluğun resmini yapamadım Abidin ? Ne çizebildim ne yazabildim. Kaldı elimde iki taşın birazda toprağın bir de iki üç çocuktan aldığım güzellik papatyası. Onlarda çantamda bakmaya kıyamadım.
Şimdi yorgun bir günü kucaklama zamanı . Uyu güzel kız bu aşkı örülen duvarların içine göm…

