fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gökhan'ın Hikayeler Dünyası!!!

KANLI ÇİFTLİK

Behram Bey, odanın içinde heyecan içinde

Oprt. Dr. Kaan'ın getireceği haberi bekliyordu.

Gidip geliyordu ,eli arkasında. Odaya bir hemşire

girdi, "hemşire hanım, Kaan Bey, ne zaman ame-

liyathaneden çıkar !" dedi..Hemşire, "bugün ancak

öğleden sonra gelebilir odasına, işiniz varsa görün

yoksa oturup bekleyin !" dedi..Odanın kapısı açıktı.

Bir koltuğa oturdu, masanın üstünde duran tıp

dergilerini karıştırmaya başladı. İlaç reklamları,

doktorların yazdığı makaleler, ve İngilizce bazı tıp

dergileri vardı. AIDS den nasıl korunalım diyen

duvarda çerçeveli yazı dikkatini çektmişti ,okuma -

ya başladı, sonra sıkıldı, pencereyi açıp dışarı baktı

Öğleye doğru, genç doktor odaya girdi..Yorgun

görünüyordu. "Yengen , ameliyata alındı mı ?"dedi..

Oprt.Dr.Kaan, tıp dilince birşeyler söyledi.

"Yahu, ben tıptan ne anlarım, şunu doğru dürüst

anlatsana !" dedi..

"Bak, arkadaşım, yengenin rahminde kist tespit

ettik, doku alınıp labaratuvarda incelenecek urun

habis mi değil mi olduğu belli olduktan sonra

tedavi ona göre yapılacak...Temenni etmem ya,

kanseli hücreye rastlarsak, kanserin diğer organ-

lara yayılıp yayılmadığı , hastalığın ne safhada

olduğu araştırılacak !"

"Peki, yavrumuzun durumu ?"

" Şey...! Üzgünüm , ama rahim içini kazıyaca-

ğımız için, yani daha açık konuşuyım, kürtaj yapa

cağımız için, bebeği de almak zorundayız....!"

"Bunun başka çaresi yok mu ? Gerekirse

tüm malımı ,hatta çiftliğimi satmaya razıyım

Kaan !"

"Amerika'da rahim kanserleri üzerinde araş-

tırma yapıldığını bir tıp dergisinde okudum, hatta

araştırmayı yapan ekipte bir de Türk doktor var-

mış...Ama, Amerika'ya gidersen, ne netice alırsın

hiç birşey söyleyemem....!"

Genç doktor, Behram Beye, acı hakikatı söy-

lemek istemiyordu. " Yengeye, geç kalınmış

diyecek oluyor, zaten kalbi zayıf olan adamın bu

acıya dayanamayacağından endişe ediyordu.

* * * *

Ayşe hanım, " bey , hastaneden çıkar beni,

ne yemeklerine alışabildim ne de ilaç kokusuna,

öleceksem, evimde ölüyüm !" dedi..

Behram Bey, gülümsedi, " Kim demiş ölecek

sin diye...! Turp gibisin...! Ameliyat oldun, o kadar

halsizlik olur ! Eline bir diken batıyor da, canın

acıyor, eee, bu da bıçak yarası !" diye genç karısını

teselli etmeye çalışıyordu.

" Bebeğimizi de kaybettik !"

"Canın sağ olsun, daha genciz, çocuğumuz

olur yine..."

O gün öğleden sonra hastaneden taburcu

edildi, Hasan, cipi getirmişti, hastanenin bahçesine.

Behram Bey, koluna girdi, cipe kadar götürdü.

Hasan'a " Yengen cipte otursun, ben Dr.

arkadaşıma bir Allaha ısmarladık deyip, gelirim

Opr. Dr.Kaan 'la asönser çıkışında karşılaştı, o

yukarı çıkmak için, asönser bekliyordu.

"Kaan'cığım, seni bir hayli yorduk, kusurumuza

bakma !" dedi..

Genç doktor, yutkundu, " geçmiş olsun !" dedi..

"Yine bir sıkıntınız olursa, beklerim, annemin de

selamı var..."

Sonra ayrıldılar. Behram Bey, "Şu Kaan çok

içli bir çocuk ! "diye söylendi." Doktorları duygusuz

sanırdım, onu görünce, yanıldığımı anladım "

* * * *

Ayşe hanım, yatağını pencerenin yanına çektirdi.

Evin işlerini Hasan'ın karısı yapıyordu. Evi süpürü-

yor, bulaşıkları yıkıyor, yemekleri yapıyor, sonra

evine gidiyordu.

Ayşe hanım, " Sağol kızım ! Allah ne muradın

varsa versin !" diye yataktan kalkamadığı için

gülümseyerek onun arkasından bakıyordu.

Gülbahar"Abla, senin bize gösterdiğin yakınlık

her şeye değer...Kocam da ben de, beyden de sen-

den de çok memnunuz...! Allah, tez zamanda iyi-

leştirir inşallah !" diye kapıyı çekip çıkıyordu evden

* * * *

Gülbahar, gece ağrıdan uyuyamıyor, Behram Bey

kasabadan bir sıhhıyenin eline birkaç kuruş vererek

acılarını dindirmek için, ağrı kesici iğne yaptırıyordu

Bazı geceler, karyolanın yanına bir sandalye atarak

karısının baş ucunda beklerken, uyuya kalıyordu.

Zavallı kadın, durmadan kilo kaybediyordu, aldığı

ilaçlar yüzünden başındaki saçlar dökülmeye baş-

lamış, bere ile kapatmaya çalışıyordu...O güzelim

kadından geriye kuru bir iskelet kalmıştı sanki...

Artık, tuvalete kadar gidecek bir gücü bile yoktu....

Gülbahar,"Bey, Allah'ın gücüne gitmesin ya, hep

iyileri alıyor, dün gece , çok kötü bir rüya gördüm

Ayşe hanımın koynuna, boz bir yılan girdi, ter içinde

uyandım...Seni uyandırmaya kıyamadım...Galiba

hanımım gidici...!" dedi..

"Ağzından yel alsın, bey de çok yaşamaz !

Biliyorsun, iki kere kalp krizi geçirmiş....!"

" Ben, evi süpürüyüm de, ablayı bir

yoklayım...! Beyin, kirli gömlekleri varsa ,

makinada yıkayım...! Yemek yapıyım ! Sen de

atlara tımar yaptıktan sonra oraya gel...!"

" Kahya, kasabada benim arkamdan atıp

tutuyormuş...Derviş Bey, yanına almış iti...! Onun

ne biçim adam olduğunu bilmiyor, şeytane papucu-

nu ters giydirir...Şoförü de yanına alacakmış ..."

"Elin lafına bakma Hasan'ım ! El nalına da vurur

mıhına da...!"










.